Tuzlu su, güneş ışığı ve klor dalış ekipmanlarının en büyük düşmanıdır. Malzemelerinizin performansını ilk günkü gibi korumak ve güvenliğinizi riske atmamak için uygulanması gereken altın kurallar.
Denizden çıktıktan sonra ekipman üzerinde kuruyan tuz kristalleri bıçak kadar keskindir; neoprenin mikro gözeneklerini parçalar, maske silikonunu sarartır ve fermuarları kilitler. Tüm ekipman bol ılık tatlı suda durulanmalı veya 15-20 dakika bekletilmelidir.
Güneşin ultraviyole (UV) ışınları neopren kauçuğun esnekliğini çalarak onu sert ve kırılgan hale getirir. Silikon eteklerin rengini bozar ve şeffaflığını kaybettirir. Ekipmanlar mutlaka havadar, gölge ve doğrudan ısı kaynağı olmayan bir ortamda kurutulmalıdır.
İnce tel veya dar plastik askılar ıslak elbisenin ağırlığı altında omuz kısımlarında kalıcı çöküntülere ve yırtıklara neden olur. Geniş omuzlu özel elbise askıları tercih edilmeli ya da belden ikiye katlanarak pantolon askısına asılmalıdır.
Karbon fiber palalar su altında olağanüstü itiş üretse de yanal darbelere ve sivri kayalara karşı hassastır. Taşıma sırasında özel dolgulu palet çantası kullanılmalı; yaz aylarında sıcak araç bagajlarında uzun süre bırakılmamalıdır (reçine yapısı bozulabilir).
Dalış bilgisayarlarının derinlik sensörleri ve butonlarının etrafında tuz birikmesi butonların takılı kalmasına yol açabilir. Dalış sonrası bilgisayar tatlı su dolu kapta 30 dakika bekletilmeli ve butonlarına hafifçe basılarak tuz tortusu tahliye edilmelidir.
Sezon bittiğinde tüm ekipman özel neopren şampuanıyla yıkanmalı, open-cell elbiselerin iç yüzeyine hafif medikal talk pudrası serpilerek yapışması önlenmeli ve nemsiz, oda sıcaklığında düz yatırılarak veya geniş askıda saklanmalıdır.